Hakkımda

Birşeyler söylemek istedim…

Her zaman bir konu hakkında söyleyecek bir sözüm, bir fikrim olsun isterim. Sözüm de fikrim de yoksa merak ederim ve bu böyle döner dolaşır.

2001 yılında bilerek ve isteyerek girdiğim Marmara Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’ni 2005 yılında kazasız belasız bir çok güzel anıyla, bilgiyle ve bunlardan daha da önemlisi bir çok dostla bitirdim. 2005 yılı Temmuzunda keplerimizi  atıp  tabiri caizse merhaba derken hayata, bu merhabamız sözde kalmıyordu. 3 Ortak, kep töreninden çıkıp şirketimizin açılışına gidiyorduk. Takvimlerin neyi gösterdiği o zaman bizim için çok önemliydi ve takvimler 6 Temmuz 2005 diyordu. PlusValue Araştırma Merkezi, bu tarihte resmi olarak kollarını sıvıyordu. PlusValue adı ve bizde bıraktıkları ile ilgili daha ayrıntılı bir yazı yazacağım inşallah.

2005 yılı birşeyleri bitirirken yeni yeni maceralara da atılma senemizdi.. Temmuzda şirket kuruluşu derken Ağustosta da yine okul ile ilgili farklı bir maceraya giriyordum. Yüksek lisans yapmaya karar vermiştim.  Üniversite öğrencilik yıllarım lise yıllarıma oranla akademik anlamda son derece başarısız sayılabilirdi.. (GPA 3 altındaydı demekle yetineyim 🙂 )

ALES sonucu çok iyi değildi, GPA çok iyi değildi.. Özetle yüksek lisans için çok şansım yoktu ama denemekten hiçbir zaman çekinmezdim.. Mülakata girdiğimde tuhaf bir şekilde ellerim titriyordu heyecandan. Sonradan bölüm başkanı olduğunu öğrendiğim hoca soruyordu: “Seni neden alalım?” Bu soru bir kaç iş görüşmesi yapsaydım şüphesiz en sık duyacağım ve de en çok canımı sıkacak soru olacaktı.. Dilim döndüğünce anlattım hikayemi.. Kurduğumuz şirketten bahsettiğimde ilgilerini çekmiştim.. Karşılarında taze, acemi, heyecanlı bir girişimci vardı… Sordukça soruyorlardı, gariptir ki ben de açıldıkça açılıyordum.. Uzun bir sohbetin ardından görüşmeden çıktım.. Sonuçlar açıklandığında sadece ALES ve GPA ile bu işin olamayacağını, heyecanın, kişi üzerinde bırakılan etkinin ne kadar önemli olduğunu gördüm.. Kazanmıştım.. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yönetim ve Organizasyon programına kabul almıştım.

Mühendislikte derslerin altında ezilmiş, sabahlara kadar sunum hazırlamış, proje yapmış bir yeni mezun mühendis olarak İşletmede yüksek lisans son derece kolay gelmişti bünyeye 🙂 Oldukça başarılı geçen bir yüksek lisans ders döneminden sonra iş geliyordu tez yazmaya… Bu kısmı çok da kolay değilmiş gerçekten. Bunu yaşayarak görüyordum. Bir yandan iş bir yandan yüksek lisans derken tez hafiften sekteye uğruyordu. PlusValue, kısa zamanda düşündüğü hayal ettiği yerlere gelirken piyasada kalmanın ne kadar zor olduğunu, ne taklalar atmak gerektiğini öğreniyor, bazen kahrediyor, bazen gülüyor bazen karşılaştığımız amatörlüklere kızıyor bağırıp çağırıyorduk… 2008 Martında artık askerlik zamanı geldi deyip işe güce bir ara vermek durumunda kalıyor ve askere gidiyordum.  Farkındayım bu aradaki 3 seneyi çok çabuk geçtim ama dedim ya oraya inşallah başka bir vakitte değineceğim diye..

Blog konusunda ilk duyduğum andan itibaren hep bir merakım heyecanım olmuştu da bir türlü istediğim gibi eğilememiştim üzerine. Ama ben vazgeçmiyorum denemekten ve bir kez de burada deniyorum bir kaç kelam etmeye…Dedim ya söyleyecek bir sözüm olsun istiyorum.